Ben de sizler gibi olanları kaygıyla izlemekteyim. Elbette açılan bir dava ile ilgili olarak "hukuk" bütün kurumlarıyla baskıdan özellikle de siyasi baskıdan uzak kalmalıdır ki her türlü etkiden arınmış bir şekilde karar verebilsin! Bu nedenle iktidar partisi adına demeç verenlerin daha dikkatli olması gerekir. İddianameyle ilgili olarak herkes sessiz bir şekilde gün sayarken bir gece sabaha karşı 04.30 da 84 yaşında bir basın duayeni olan İlhan Selçuk evinden bütün nezaket ve gözaltı kuralları ihlal edilerek sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülüyor. Gerekçesini henüz bilmiyoruz.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının "AKP hakkında iddianame"yi Anayasa Mahkemesine göndermesi üzerine Sayın Başbakan şöyle dedi: "Ergenekon'un rövanşı mı bu?" Haftasına henüz savcı tarafından iddianamesi bile düzenlenmemiş bir soruşturma kapsamında ülkemizin en önemli gazetecisi, rektörü ve siyasi parti başkanı evleri ve işyerleri aranarak çok üzücü bir şekilde ve tamamen hukuk dışı bir uygulamayla karşı karşıya kaldılar. Yasal süreyi aşan bir şekilde sorgulanan Cumhuriyet baş yazarı serbest bırakıldı.
Peki Avrupalı basın, medya ve siyaset adamları ne yaptı? Her zamanki gibi çifte standartlarını göstererek hiçbir kınama mesajı
yayınlamadılar. Hatta Fransız basını bu kişiler için "...Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'u öldürmek isteyen çeteye mensup..." tanımlamasını yaptı. Görüldüğü gibi kendimizden başka dostumuz yok!
22 Mart cumartesi günü tatil olduğu halde konunun önemi açısından sabah 08.00 de yola çıktım Ç.kale'ye doğru. Zira o gün "dünya su günü" olması sebebiyle 18 Mart Üniversitesi'nin düzenlediği "su kaynaklarının sürdürülebilirliği" konulu tüm gün süren panele katıldım.
Çok değerli öğretim üyelerinin yanında DSİ mühendislerinin de panelist olması dinleyenleri bilgilendirmek açısından son derece isabetli olmuştu. Çünkü teorik bilginin yanı sıra hepimizin en önemli ihtiyacı olan "su" yun ülkemiz açısından kulanımı hakkında da fikir sahibi olmamızı sağladılar.
Su, bölgemizde içmek için olduğu kadar tarım alanında kullanımı açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle bir an evvel
tüm bölgemizde damla sulamaya geçilmesi için Bakanlık düzeyinde bölgelere uygulanacak bir "su politikası" oluşturulmalıdır. Bunun için de çiftçilik yapan veya meyvecilik yapan kişi veya kurumların bu konuda müracaatları ve çalışmaları gerekmektedir. Demokrasi
bu şekilde oluşacaktır. Haklarınıza sahip çıkmaz iseniz kendi kendinizi yönetemezsiniz, hatta yabancılar tarafından yönetilirsiniz. Daha da ilerisi suyunuzu bile içemez, kullanamaz, satamazsınız.
Ankara Üniversitesinden Profesör Dr. Osman Yıldırım dünyadaki suların nereden geldiği konusunda ne dedi: "Benim alanım uzay bilimleridir. Kuyruklu yıldızların kuyrukları donmuş halde uçucu gazlardan oluşur, bunların içinde su molekülleri de vardır. işte milyarlarca yılda biriken bu sular dünyamızın soğuması üzerine okyanusları oluşturmuştur. Uzaydan onbinlerce ton toz yani kuyruklu yıldız parçaları dünyamıza gelmektedir. Güneşin mor ötesi ışınları tarafından bir kısmı uzaya gönderilirken faydalı kısmı dünyada kalır, bir denge mevcuttur. Atmosferin yapısı insan eliyle bozuldukça bu denge de aleyhimize bozulmaktadır. Vücudumuzun %70 i sudur. Aç kalırız ama susuz kalamayız. SU HAYATTIR".
|